Paylaşılan en ufak bir görseli bile "Gururla!", "Harika bir ekibin parçası olmanın mutluluğuyla!" ve en az 15 adet İngilizce hashtag ile kendi duvarına taşıyan dijital görev kuvveti.
Medyabudur
iletişim ve medya dünyasının ortak hafızası
deneyimler, gözlemler, içgörüler ve sektör içi akışlar. iletişim ve kariyer dünyasının nabzı burada atıyor.
son entryler
Şirketin tüm çalışanlarının (mavi, beyaz, gri yaka fark etmeksizin) bir araya getirildiği; üst yönetimin parlak ışıklar altında "vizyoner" konuşmalar yaptığı, çalışanların ise "zamlar ne zaman yatacak?" sorularıyla dışından kafa salladığı devasa senkronizasyon ayini. Kurumsal iletişimin en yüksek bütçeli prodüksiyonudur. "Zor bir yıldı ama başardık" cümlesiyle başlayan duygusal bir tiradla başlar.
İşe yeni başlayan çalışanın masasına (veya uzaktan çalışıyorsa evine) bırakılan, içinde genellikle bir adet bez çanta, şirket logolu kupa, ajanda ve "hoş geldin" kartı bulunan dopamin paketi. Kurumsal aidiyet hissinin zirve yaptığı o ilk 15 dakikanın başrol oyuncusudur. Fotoğrafını çekip kısa notlarla LinkedIn'e yüklemesi farzdır.
Gerçek hayatta karşılığı olmayan, aşırı cilalanmış, bol sıfatlı ve epik bir anlatım diliyle yazılmış modern çağ masalları; "çevik yapı", "dinamik ekip" ve "inovatif ruh" gibi kelimelerle karşımıza çıkar. Bu metinlerde asla "çalışmak" denmez, "değer katmak" denir. "Patron" denmez, "vizyoner lider & ajans başkanı" denir. Cümleler genellikle "Siz de bu büyük ailenin bir parçası olmak ister misiniz?" sorusuyla biter. Hedef kitleleri genellikle üniversiteden yeni mezun olmuş, idealist ve kurumsal hayatın terminolojisine bağışıklık kazanmamış gençlerdir. Bu edebiyatın büyüsüne kapılıp içeri giren aday, ilk haftasında "fotokopi makinesinin toneri" ile mücadele etmeye başlar.
Bir adayın işe alım sürecinde maruz kaldığı aşırı ilgi, güler yüz ve profesyonellik senfonisinin; işe giriş belgesi imzalandığı anda yerini sert gerçeklere, hantal prosedürlere ve "aslında biz öyle demek istememiştik"lere bırakması durumu. Kurumsal dünyanın "flört dönemi" makyajıdır. İşveren markası (Employer Branding) ekiplerinin en çok bütçe ayırdığı ama operasyonun en çok çuvalladığı alandır.
Bir çalışanın performansını sadece ecel hücrelerine sığabilen rakamlarla ölçebileceğine dair sarsılmaz ve obsesif inanç. Sayılara dökülemeyen her türlü başarıyı, nezaketi ve yardımlaşmayı "ölçülemiyorsa değersiz" diyerek yok sayan yönetim biçimi. Bu yönetim biçiminde, bir iş arkadaşının istifasını engelleyen o içten kahve sohbeti, kriz anında ekibi sakinleştiren sağduyu, yeni gelene gösterilen karşılıksız nezaket veya departmanlar arası kurulan o hayati köprüler "0" (sıfır) değerindedir. Çünkü bu iyiliklerin bir "dashboard"u yoktur ve hiçbir sunumda pasta grafiğiyle gösterilemezler. Yoğun yaşandığı yerlerde yardımlaşma ölür. Kimse puan kazandırmayan bir iyilik için vakit kaybetmek istemez. Ortaya çıkan, rakamları tutan ama ruhu çekilmiş, herkesin sadece kendi "skor tabelasına" oynadığı, robotik bir çalışma ortamıdır.
düzenlendi
Her beyaz yakalının hayatında en az bir kez yediği meşhur "soslu eleştiri" modeli. Sert ve acı bir eleştiriyi (senaryomuzda bu bir köfte), iki yumuşak ve tatlı övgü katmanı (ekmek) arasına sıkıştırarak çalışana yedirme sanatı. Gastronomik yaklaşımın amacı, kişinin moralini bozmadan "aslında berbat bir iş çıkardın" demektir. "Sunumdaki renk seçimlerin harikaydı, görsel zevkine bayılıyorum..." üst ekmek yani yumuşak geçiş. "...fakat verilerin yanlış, bütçe tablosu patlamış ve müşteri toplantıyı terk etti." ise asıl mesele olan köfte yani gerçek darbe. Yaraya bant yapıştırdığımız kapanış yani alt ekmek de "...ama senin enerjin ekibe çok şey katıyor, bir dahakine harikalar yaratacağına eminim!." Kötü polis olmak istemeyen ama işlerin de yürümesi gerektiğini bilen sandviç ustası bir yönetici, sandviçi o kadar bol soslu (aşırı övgülü) hazırlarlar ki, çalışan odadan çıktığında terfi aldığını sanabilir. Buradaki bakınızları; Pollyannacılık simülasyonu ve kurumsal şekerleme olarak vermek mümkün.
LinkedIn vb.'lerinde birisi iş değiştirdiğinde, terfi aldığında veya sadece profil fotoğrafını güncellediğinde; içeriği okumadan, kişinin yeni pozisyonunun ne olduğunu tam anlamadan, sadece bildirim panelindeki "tebrik et" butonunun şehvetine kapılarak "Hayırlı olsun", "Başarılar" veya "Tebrikler" yazan dijital koro. Amaç, tanıdığı bile belirsiz kişiyi tarafı onore etmekten ziyade, o kişinin bağlantı listesinde kendi isminin ve unvanının görünmesini sağlayarak "Bakın ben de buradayım, ben de profesyonel ağın aktif bir parçasıyım" mesajı vermektir. (bkz: linkedin otomatları)
Kurumsalda "mesai ödemeyeceğiz", "hafta sonu da çalışmanı bekliyoruz" veya "hakkını yiyoruz ama sor bir niye" demenin en toksik ve en glikoz bazlı yolu. "aile" kavramı ise sadece fedakârlık beklendiğinde çoğu zaman doğum günlerinde ayaküstü hatırlanır; zam veya hak arayışı dönemlerinde ise şirket bir anda "kurumsal bir yapıya" ve "prosedürlere" bürünür. Maaş zammı veya terfi beklentisinin üzerine dökülen kapatıcı sos.
düzenlendi
Kökten çözmek yerine makyajlamayı seçen iletişimcilerin favori yöntemi! Alçakta asılı meyve; en az çabayla en hızlı sonucu getirecek, zahmetsiz başarı alanı olarak özetlenebilir. Zorlu projelerin karmaşasına girmek yerine, sistemdeki en bariz hataları veya yapılması en basit görevleri bulup; bunları sanki atomu parçalamışçasına büyük bir başarıyla sunma sanatı. Asıl büyük sorunlara (ki bu arkadaşlar high-hanging fruits) asla dokunmayan, merdiven kurup yukarı tırmanmaktan korkan plaza sakini. Bu kişiler sabah toplantısında "X'i çözdüm" derler ama o X genellikle zaten çözülmek üzere olan veya herkesin bildiği küçük bir detaydır.
İstifayı bir mesleki başarısızlık veya "işsiz kalma korkusu" olmaktan çıkarıp, bir "bağımsızlık ilanı" ve "kendini bulma yolculuğu" olarak pazarlama sanatı. Dijital dünyada gün batımına karşı kahve yudumlarken, fon müziğinde sakin bir indie çalarken ve ekranda "nihayet özgürüm" yazarken karşımıza çıkar. Estetik kısmı ilk 24 saatidir; 25. saatte LinkedIn'de "Open to Work" filtresini hangi fotoğrafa koysam sancısı başlar. Yıllarca "sessiz istifa" ile uğraşan İK departmanlarının da yeni kabusudur. Çalışanın sessizce gitmesi yetmezmiş gibi, bir de gidişini sinematik bir evrenle tüm dünyaya duyurması ve arkasında "toksik çalışma ortamı" iması bırakmasıdır.
Etkileşim dilenen modern zaman masalcıları. En büyük özellikleri, sıradan bir olayı bile Harvard Business Review vakasına dönüştürebilme yetenekleridir; "Bugün yolda bir kedi gördüm. Açtı. Ona mama verdim. O an anladım ki; liderlik, sadece yönetmek değil, beslemektir. Katılıyor musunuz?" Profil fotoğraflarında genellikle kollarını kavuşturup hafif yana bakarak "ben bu hayatı çözdüm" mesajı verirler. Kendi aralarında kurdukları "beğeni çeteleri" (engagement pods) sayesinde birbirlerinin vasat altı aforizmalarını "Harika bir bakış açısı!", "Kesinlikle katılıyorum üstadım" diyerek parlatırlar.
